Şeytan‘ı birçok kişi duymuştur. The Exorcist‘in rip-off ya da yeniden yapımı ve Türk yapımı korku filmi.
Bir şekilde edindiğim filmi, ilk uygun olduğum gün izledim. Bu tür şeylerde kendini gülmek için zorlayan insanlardan olmuyorum. Ancak bir sahnede kahkaha atmadan edemedim ve filmin bir kısmını da tebessümle izledim.
Film birkaç küçük değişiklik dışında, The Exorcist‘in aynısı. Değişiklikler ise (Müslüman) Türk izleyici düşünülere yapılmış. İncil yerine Kuran, Kutsanmış Su (Holy Water) yerine de Zemzem Suyu bulunuyor. İbadet yeri kilise yerine cami, din adamı ise papaz değil, Müslüman din alimi. Ancak, şaşırtıcı bir şekilde, müzik bile The Exorcist ile aynı! Mike Oldfield’ın Tubular Bells‘inin introsu, bu filmde de kullanılıyor.
Filmin, Türkiye sınırlarını aşmış bir kült olduğundan bahsetmeye gerek yok: prodüksiyon kötü, yönetmenlik gerçekten kötü, vs vs. Şeytan‘ın, diğer Türk filmleriyle de ortak olan başka bir yönünden ve bana ilginç gelen bir özelliğinden bahsetmek istiyorum.
» Read the rest of the entry..
mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.