The Little Shop of Horrors, Roger Corman’ın onlarca düşük bütçeli filmlerinden biri. Film, iki günde çekilmesiyle ünlü. Hatta, iki günde çekilmiş en iyi film olduğu da söylenmekte.
Film, oldukça tuhaf, grotesk ve komik…
Filmi komik yapan şeylerden birisi, Seymour hariç her karakterin steryotip olması. Seymour’ın annesi hastalık hastası bir kadın. İşvereni Mushnik, işler iyi gitmeye başlayınca Seymour’ı oğlu yerine koyan paragöz birisi. Audrey para ve başarının arkasından koşan bir kadın. Sürekli, şu kişi öldü bu kişi öldü diye gelen başka bir kadın var. Jack Nicholson’ın oynadığı küçük bir karakter ise mazoşist bir adamı oynuyor.
Filmde oldukça tuhaf şeyler var. Seymour şans/kaza eseri katil oluveriyor. “Beni besle! Beni besle” diye seslenen bir bitki de cabası.
» Read the rest of the entry..

mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.