Bir süredir bu filmle ilgili yazımı yazmak için bekliyorum. Gecikmenin bir nedeni, acaba filmi yanlış mı okuyorum düşüncesiydi. Ancak yanıldığımı düşünmüyorum. Her neyse, yazı şöyle gidiyor: Bir Hollywood filmi olması gerekçesiyle, filmi görmeden çok da başarılı olmayacağı inancına sahiptim. Daha çok şunu kastediyorum: Hollywood böyle bir filmi boşuna yapmaz, arkasında illaki bir şey vardır. Beni pek şaşırtmayan, önyargılarımı ise pek yanıltmayan bir film oldu. Sayfanın bir yerlerinde kişisel sayfasına bağlantı bulabileceğiniz arkadaşım Gözde ise, filmin güzel bir aşk öyküsü olduğunu söylüyordu. Ada (The Island) adlı filmde başlayan anlaşmazlığımız bu filmde de devam ediyordu ki, bir gün “sanırım bu film benim sandığım kadar masum değil” dedi. Bu sırada ben ise, bir film çalışmaları akademisyeninin filmle ilgili röportajını okumamla, Gözde’nin tarafına yaklaşıyordum. Ancak filmle ilgili çıkarımlarımı tekrar gözden geçirdiğimde, tekrar ikna oluyorum.
Bu ve şu bağlantıda okuyabileceğiniz iki yazı var. Benshoff, filmin bir aşk öyküsü değil, homofobinin gösterildiği bir film olduğunu söylüyor. Bu şekilde düşündüğümüzde farklı düşünebiliyoruz. Peki, aşağıda uzunca yer verdiğim sınavımda/makalemde yazdıklarımı düşününce ne ortaya çıkıyor? Bunu bilemiyorum. İlk bağlantıdan aldığım, aşağıdaki alıntıya bakın:
» Read the rest of the entry..