Öncelikle, bugünden itibaren her günün şeteresini tutmaya karar verdim. Her gün yazmasam da genel olarak ne oldu ne bitti, ben ne düşündüm ve hissettim bunları yazmak istiyorum. Yazar ya da sanatçı olmadığıma göre, arkamda bu siteyi bırakabilirim. Ve, Ekşi Sözlükteki espriyi çalacak olursam; gelecekte bu siteyi arkeologlar bulur ve dili çözdükten sonra okurlar. Her neyse, her gün bir şeyler yazağımdan çok farklı olmayacaktır her günüm, ancak dikkatli bakıldığında ilginç şeyler oluyor aslında, ilginç anlatırsanız. Tekrar yapmadan lafı uzatmayı becerebilmek de buna katkıda bulunuyor.
Bugün ÜDS’ye girdim. Sabah 8:20 gibi uyandım. Daha doğrusu saatin 8:20 olduğunu sanarak. Sınav 9:30′da. Ancak bugün saatler bir saat ileri alınmış. Evde de kimsenin haberi yok. Sınava isteksiz girdiğim ev halkı tarafından bilindiğinden dolayı, saat konusunu bildiğim ancak söylemediğimle suçlandım. Herkes güvensiz olmuş, şaşmamalı. Her neyse… Babama sınava kaç dakikaya kadar geç girebilme hakkımın olduğunu sordum. Babam da ‘buna hak mı denir, sürenden yiyorsun’ gibi bir laf etti. Halbuki benim öğrenmek istediğim, olur da kapıdaki polis vs problem çıkarırsa, konuyu bilen birisi olmak ve gereksiz gecikmeleri önlemekti. Ayrıca buna hak denir, eğer bir süreden sonra içeri girmek yasaksa, öncesinde olan süre benim geç kalma payım ya da hakkımdır. Sözcüklere çok takılmamak gerekli, hepsinin içi boş zaten. Konuşmalarımızın yarısında insanları ya anlamıyoruz ya da yanlış anlıyoruz…
» Read the rest of the entry..

mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.